Dağ Rüzgarı

kaderde senden ayrı düşmekte varmış 
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim 
seni tanımadan 
hele seni böyle deli divane sevmeden önce 
yalnızlık güzeldir diyordum 
al başını kaç bu şehirden 
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara 
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git 
git gidebildiğin yere diyordum 
oysaki senden kaçılmazmış 
bilmiyordum! 
yine de dayanmaya çalışıyorum işte 
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen 
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye 
rüzgar güzel bir koku getirmişse 
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum 
yaşamak seninle bir başka zamanı 
bir başka zamanda seni yaşamak 
herşeyden önce sen 
elbette sen 
mutlaka sen 
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur 
sen ol yeterki bu zaman icinde 
ben olmasamda olur 
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun 
çaresizliğim gün gibi aşikar 
su olup çesmelerde akan güzelliğin 
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran 
sen güneş kadar sıcak 
tabiat kadar gerçek 
sen bahcelerde cicek actiran 
sudan havadan günesten yüce varlık 
sen o tek sevgi içimde sen 
görebildiğim o tek aydınlık 
bir nefeste benim için al 
havasızlıktan öldürme beni 
bulutlara yildizlara benim için bak 
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin 
ben yorulduysam sen oturmalısın 
ellerim sevilmek istiyor 
saçlarım okşanmak 
dudaklarım öpülmek istiyor 
anlamalısın 
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok 
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin 
kaç gecedir uykusu yok 
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok 
anladım 
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok 
beni bunca saracak ne vardı 
kanıma girecek 
gözbebeklerime oturacak 
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek 
ne vardı 
hiç karşıma çıkmasaydın 
bu kör olası gözler görmeseydi seni 
ne vardı 
güzelliğini hiç bilmeseydim 
bir dua gibi bellemeseydim adını 
ne vardı bütün gece 
gözlerimi tavana dikerek 
seni düşünmeseydim...