Çiçek Gibi


seven 
güzelim çocuk 
karşımda duruyor fotoğrafın 
güneş gibi asmışım ranzama seni 
gözlerimi gözbebeklerinde unutup 
o kadar yakın ve o kadar ürkeksin ki 
uçacak elimin sana uzanan rüzgarında 
sarı saçların tokasından kurtulup 
kolumu kanadımı kırıyor fakat 
yüzünün ortalık yerinde buruşan keder 
tam da gülecekken 
sımsıkı kapanıp yapışıyor 
kiraz ağacının bütün kirazı dudakların 
gözlerinin yemyeşil uğultusu 
ve pembe buğusu yanaklarının 
susup kalıyor apansız 

hem ne dersin 
ben sana aşık oldum küçük kız 
hem de içerdeki adama durup dururken 
aşık olan bir dolu şaşkın varken 
hem de bunu yasaklamışken kendime 
duvarla demir arasında 
idamla müebbet arasında 
voltada ranzada 
aykaranlıklarında 
yapayalnız 
çarparken yüreğim 
deli deli 

seni sevmenin sakıncası yok fakat 
seni sevmek yarını sevmek gibi birşey 
o güne dek bırak oyalansın bu yürek 
hem nasılsa sevmeyi öğrenmen için 
bir on yıl daha büyümen gerek 


baban hapiste seven 
ranzası ranzama bakıyor 
öfkesi öfkeme 
seni anneni ve ülkemizi düşünüyor 
kükrüyor yaralı bir aslan gibi 
seni anneni ve ülkemizi düşünürken 

baban çıkacak hapisten 
uçacaksın gümüş bir kuş gibi 
kanatları kurşundan kurtulmuş gibi 
ne güzel şey seven 
baban çıkınca hapisten 
uçacaksın gümüş bir kuş gibi 
kanatları kurşundan kurulmuş gibi 


belki herkesin babası çıkamayacak hapisten 
ve belki onlar uçamayacak gümüş bir kuş gibi sevinçten 
bir zaman daha belki 
yaylım ateşlere düşecek 
en çocukça düşlerinin yolu 
belki bir zaman daha 
gözlerini ısıra ısıra 
ıpıslak bir bulut gibi 
yürüyecekler duvarlar boyu 
ve felaket 
şundan emin ol ki güzelim çocuk 
kollarının ucunda sıkışan 
dehşetli masum o iki yumruk 
alametidir 
kopacak 
kıyametin